Boşanmada Aldatan Eş Her Zaman Tam Kusurlu Sayılır mı?
- metekaantugtepe

- 17 Şub
- 2 dakikada okunur

Toplumda boşanma davalarıyla ilgili en yaygın inanışlardan biri şudur: “Aldatan eş davada kesin tam kusurludur.”
Ancak Türk boşanma hukukunda durum sanıldığı kadar basit değildir. Aldatma (zina) ciddi bir kusur sayılır fakat her olayın kendi şartları içinde değerlendirilmesi gerekir. Bazı durumlarda aldatan eş tek başına tam kusurlu kabul edilmeyebilir.
Bu yazıda boşanma davalarında aldatmanın hukuki etkisini, hangi durumlarda tam kusur sayılmayabileceğini ve mahkemelerin bu konuda nasıl değerlendirme yaptığını anlatacağız.
Aldatma (Zina) Boşanma Sebebi midir?
Evet. Aldatma, hukukta zina olarak adlandırılır ve özel boşanma sebeplerinden biridir. Eşlerden biri evlilik devam ederken sadakat yükümlülüğünü ihlal ederse diğer eş boşanma davası açabilir.
Zina;
Güven ilişkisinin sarsılması
Evlilik birliğinin temelinden zarar görmesi
Eşler arasındaki sadakat yükümlülüğünün ihlali
olarak değerlendirilir ve genellikle ağır kusur kabul edilir.
Ancak önemli nokta şudur: Aldatma otomatik olarak “tam kusur” anlamına gelmez.
Kusur Değerlendirmesi Nasıl Yapılır?
Boşanma davalarında mahkeme yalnızca aldatma olayına bakmaz. Evlilik sürecinin tamamı incelenir. Hakim şu sorulara cevap arar:
Evlilikte sorunlar ne zaman başladı?
Tarafların birbirine karşı davranışları nasıldı?
Aldatma öncesinde evlilik fiilen bitmiş miydi?
Diğer eşin kusurlu davranışları var mıydı?
Mahkemeler kusur tespitinde olayları birlikte değerlendirir. Bu nedenle aldatma tek başına sonucu belirlemez.
Aldatan Eş Hangi Durumlarda Tam Kusurlu Sayılmayabilir?
1. Evlilik Birliği Önceden Sarsılmışsa
Eğer eşler uzun süredir ayrı yaşıyor, evlilik fiilen bitmiş ve ortak hayat sürdürülemiyorsa mahkeme aldatmayı tek başına belirleyici kusur olarak görmeyebilir.
Örneğin:
Tarafların uzun süre ayrı yaşaması
Duygusal bağın tamamen kopması
Evlilik ilişkisinin gerçekte sona ermiş olması
bu gibi durumlarda aldatma daha hafif kusur sayılabilir.
2. Diğer Eşin Ağır Kusurlu Davranışları Varsa
Boşanma davalarında kusur karşılaştırmalı olarak değerlendirilir. Aldatılan eşin;
Şiddet uygulaması
Sürekli hakaret etmesi
Evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemesi
Evi terk etmesi
gibi ağır kusurları bulunuyorsa, aldatan eş tek başına tam kusurlu kabul edilmeyebilir.
Hatta bazı durumlarda aldatılan eş daha ağır kusurlu bile sayılabilir.
3. Karşılıklı Kusur Bulunması
Bazı evliliklerde tarafların her ikisinin de hatalı davranışları olabilir. Bu durumda mahkeme:
Eşit kusur
Daha az kusur
Daha ağır kusur
gibi derecelendirme yapar. Aldatma gerçekleşmiş olsa bile kusur dağılımı değişebilir.
4. Affetme (Hoşgörü) Durumu
Eğer aldatılan eş, aldatma olayını öğrenmesine rağmen evliliğe devam etmişse bu durum hukuken affetme olarak değerlendirilebilir.
Affetme halinde:
Zina sebebine dayanarak boşanma davası açılması zorlaşabilir
Kusur değerlendirmesi değişebilir
Kusur Tespiti Neden Önemlidir?
Boşanma davalarında kusur sadece boşanma kararını değil, birçok sonucu etkiler:
Tazminat
Daha az kusurlu eş maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Nafaka
Kusur oranı nafaka kararlarında etkili olabilir.
Velayet
Doğrudan belirleyici olmasa da eşin davranışları velayet değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Her Aldatma Aynı Sonucu Doğurmaz
Hukukta en önemli ilke, her evliliğin kendi şartları içinde değerlendirilmesidir. Aldatma ciddi bir ihlal olsa da mahkemeler;
Evlilik sürecini
Tarafların davranışlarını
Olayların gelişimini
birlikte ele alır.
Bu nedenle “aldatan eş kesin tam kusurludur” şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Aldatma boşanma davalarında önemli ve ağır bir kusur olarak kabul edilir. Ancak Türk boşanma hukukunda kusur değerlendirmesi her zaman somut olayın özelliklerine göre yapılır. Evliliğin daha önce bitmiş olması, diğer eşin ağır kusurları veya affetme gibi durumlar aldatan eşin tam kusurlu sayılmasını engelleyebilir.
Boşanma sürecinde hak kaybı yaşamamak için olayların hukuki açıdan doğru değerlendirilmesi büyük önem taşır.


Yorumlar