top of page

Hakaret - İfade Özgürlüğü Gri Alan Nerede Biter ?



Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenmiştir. Kanuna göre bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövme suretiyle saldırıda bulunulması hakaret suçunu oluşturur.


Hakaret suçu ile korunan hukuki değer, kişinin manevi varlığı, başka bir ifadeyle şeref, onur ve saygınlığıdır.Bu değerler, yalnızca bireyin kendisine yönelik öznel algısıyla değil, toplum nezdindeki itibarıyla da doğrudan bağlantılıdır.

Bu nedenle Yargıtay uygulamasında, bir sözün hakaret oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken yalnızca mağdurun duyduğu rahatsızlık değil, sözün objektif olarak rencide edici nitelikte olup olmadığı da dikkate alınmaktadır.


TCK m.125/4 uyarınca, hakaret suçunun alenen işlenmesi hâlinde ceza artırılmaktadır.Aleniyet; fiilin, belirsiz sayıda kişi tarafından görülüp duyulabilecek şekilde işlenmesini ifade eder.

Bu bağlamda;

  • Sosyal medya paylaşımları

  • Açık platformlardaki yorumlar

  • Topluluk önünde söylenen sözler

çoğu zaman aleniyet unsurunu taşımaktadır.



Hukukun En Gri Alanlarından Birine Yakından Bakmak


İfade özgürlüğü, demokratik bir toplumun vazgeçilmezidir. Ancak bu özgürlük, her söylenen sözün hukuken korunduğu anlamına gelmez. Özellikle kamusal tartışmaların sertleştiği, sosyal medyanın dilinin giderek keskinleştiği günümüzde, ifade özgürlüğü ile hakaret arasındaki sınır çoğu zaman belirsizleşmektedir.


Anayasa’nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü güvence altına alır. Bu özgürlük, demokratik toplumun temel taşlarından biridir.

Ancak ifade özgürlüğü de mutlak değildir.Başkalarının şeref ve itibarının korunması, bu özgürlüğün doğal sınırıdır.

Hukukun burada yaptığı ayrım şudur:Bir ifade, eleştiri amacıyla mı söylenmiştir, yoksa aşağılama amacıyla mı?

Bu ayrım, çoğu zaman kelimelerden değil, niyetten anlaşılır.


Yargıtay ve AİHM içtihatlarında ortak bir ilke vardır:İfade özgürlüğü, yalnızca hoş karşılanan veya nazik biçimde dile getirilen düşünceler için geçerli değildir.

Rahatsız eden, sarsan, hatta provoke eden ifadeler de belirli koşullarda ifade özgürlüğü kapsamında kalabilir.

Ancak bu koruma;

  • Küfür,

  • Doğrudan sövme,

  • Kişinin insan onurunu hedef alan ifadeleriçin geçerli değildir.

Eleştiri, düşünceye yöneliktir.Hakaret ise kişiliğe.


Gündemden Bir Örnek:

“Çobanın Oyu ile Benim Oyum Bir mi?”

Türkiye’de yıllardır tartışılan bu ifade, hakaret ve ifade özgürlüğü ayrımının en bilinen örneklerinden biridir.

Bu söz, ilk duyulduğunda birçok kişiyi rahatsız eder. Belirli bir meslek grubunu küçümsediği düşünülür. Tepki çekmesi de doğaldır.

Ancak hukuki değerlendirme burada durmaz.

Bu ifadenin:

  • Belirli bir kişiyi mi hedef aldığı,

  • Yoksa seçim sistemi ve temsil adaleti üzerine yapılan bir eleştiri mi olduğu,

  • Söyleyenin amacının aşağılamak mı, yoksa tartışma yaratmak mı olduğuayrıca değerlendirilir.

Eğer söz, demokratik temsil sistemine ilişkin bir görüş açıklaması bağlamında söylenmişse, kullanılan dil sert olsa dahi ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir.

Bu noktada belirleyici olan, ifade sahibinin kastıdır, ifadenin muhatap üzerindeki etkisi, söyleniş biçimi, bağlam ve özellikle failin kastı dikkate alınarak değerlendirilir.


Sosyal Medyada Hakaret Değerlendirmesi


Sosyal medya, hakaret suçunun en sık gündeme geldiği alanlardan biridir. Bunun temel nedeni, ifadelerin çoğu zaman bağlamından koparak yayılmasıdır.

Mahkemeler sosyal medya paylaşımlarını değerlendirirken:

  • Paylaşımın yapıldığı ortamı,

  • Öncesinde yaşanan tartışmayı,

  • Kullanılan kelimelerin ağırlığını,

  • Hedef alınan kişinin konumunubirlikte ele alır.

Aynı cümle, bir olayda hakaret sayılırken, başka bir olayda ifade özgürlüğü kapsamında kalabilir.



Yorumlar


 

© 2035 by Tuğtepe Hukuki Danışmanlık. Powered and secured by Wix 

 

  • Facebook
  • Instagram
  • X
  • TikTok

İletişim Bilgileri

bottom of page